Tema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema DeğiştirTema Değiştir Tema Değiştir
GökyüzüOrmanGüneş


  Barış Müzisyenlerinden Yazılar
 
 
  Göktan AY\'DA mesaj var (www.muzikoloji.org)
  Untitled document

Geçen hafta bu önemli projeyi yakından tanımak üzere bölgeye gittim. Sn. Baki ve Sn.Yeliz Yalın beni karşıladılar. Dar ve parka taşları ile kaplı sokaklar,  boyanmış, restore edilmiş, dar ama 2-3 katlı evler buranın tarihi simgesi halinde. BİM için alınan arsa üzerine yapılan 2 bina bitmek üzere, son anda yandaki arsanın alımı da gerçekleşmiş. Binalar içinde, küçük- büyük çalışma odaları, çalışma-konser salonları, kütüphane, mutfak, lokal düşünülmüş. 4 yıldır devam eden proje ile ödül kazanmış, ancak, vakıflaşma tamamlanmadığı için kasalarına girmemiş, dolayısı ile bütün masrafları, heyecanlı bir şekilde yaptıklarını ve yapacaklarını anlatan Sn. Baki cebinden ödüyor. Kendisi mimar olduğu içinde binanın özelliklerine vakıf. Har şey en ince noktasına kadar düşünülmüş. Bugüne kadar çalışma yapılan 2 okulu da gezdim. Kömürlükler, depolar adeta küçük bir konservatuar olmuş. Akordeon ve yan flüt dersleri alan öğrenciler nota ile eğitim yapıyorlar. Her okuldaki çalgılar zaman zaman evlere de verilebiliyor. Hocalarda gönüllü olarak zamanlarını yöre çocuklarının hizmetine vermişler. Öğrenciler okul çıkışı sonrası  ya da gelişi öncesi heyecanla çalışmalara katılıyorlar. Bir kız öğrenci; \"daha önce ders  çalışmazdım, sokakta oynar, boş  konuşurduk, şimdi hem zevk alıyorum hem de derslerimdeki başarım arttı. İlerde iyi bir sanatçı olmak istiyorum\" diyor. Aynı heyecanı diğer öğrencilerde de görmek mümkün. Aileniz destekliyor mu? sorumuza; \"hem de nasıl, öğrendiklerimizi evde-mahallede çaldırıyorlar. Okulda derse aralarında öğretmenlerimiz sınıfta çaldırıyor, çok güzel bir duygu bu\" diyorlar…Gittiğimiz okullarda katılanların, genel  öğrencilerin %10\'unu bulduğunu söylüyor Sn. Baki ve ekliyor, \"önümüzdeki günlerde yüzlerce farklı enstrüman aldık, gelecek, o zaman sayıyı artıracağız rahatlıkla\" diyor.

Binanın bitmesi ile Mayıs ayında sanatçılarında katılacağı bir açılış şenliği, Haziran ayında konser ve üniversiteler müzik bölümlerinde tanıtımlar yapacakları arasında… Zannediyorum  bu güzel projeye en güzel destek, zamanın bir gününde/ birkaç saatinde ders verecek sanatçılardan gelecek… Müzik kurumları 3. ve 4. sınıf öğrencilerini buraya staj gibi gönderip, destek de verebilirler diye düşünüyorum.

Bu projenin 2010 projesi  içinde mutlaka yer alması gerekliydi diye düşünüyorum…

Bölge halkını iyi tanıyan, sorunları bilen ve sorunların çözümünde rol alan, sanatın bir dalı ile ilgilenen, kaynaşmayı/paylaşmayı/üretmeyi öğrenmiş, toplumun bir parçası olmaya aday gençlerin yetişmesini sağlamaya yönelik bu çalışmalarından dolayı Sn. Mehmet Selim Baki\'ye* teşekkür ediyor, iletişim araçlarının kültür-sanat yapımcılarını, yazarlarını ilgilenmeye bekliyoruz…

* Kurucu, Mimar Mehmet Selim Baki, Barış İçin Müzik\'in tüm giderlerini kişisel olanaklarıyla karşılamaktadır. (Öğretim ve personel giderleri, müzik atölyelerinin imalatı, merkez binaların arsa alımı ve inşaatları, enstrüman temini, düzenli beslenme giderleri, çocuklarla gerçekleştirilen tiyatro, gezi, piknik gibi etkinlikler, Barış için Müzik\'in konser organizasyonları, okullardaki genel masraflar vs.)

Mehmet Selim Baki çalışmaları her gün takip ediyor. Baki, sürdürülebilirliği sağlamak için kuruluş aşamasında olan vakfa bazı taşınmaz malvarlıklarını devretmeyi, ayrıca kendinden sonra Barış için Müzik\'i gelecek kuşakların yürütmesini sağlayacak finansal önlemleri almayı planlamaktadır.

     
  Tarih: 2010-03-29
  Ekleyen: GÖKTAN AY
   
 
  Hakan Sönmez\'den Mesaj
  Untitled document

Uzun zamandan beri beni en cok heyecanlandiran proje ile bugun sitenizi ziyaret ederken karsilastim. Siyasal bogusmalarla nefes alamaz duruma gelmisken projenizle karsilasmak harika bir ferahlama olanagi oldu. Her zaman icin barisin hiyerarsik orgutlu siyasal mucadelelerle degil de, alttan gelen sivillesmis ve hiyerarsik olmayan toplumsal mucadele ile gelecegine inanmisimdir. Muzigin de boyle bir baris projesinin ayrilmaz bir parcasi olacagindan suphe yok. Aslinda bunun bir mucadele olmasi da gerekmiyor. Bireyleri ozgurlestirmek, sivillestirmek ve yaraticiliklarini tesfik etmek bu topluma bir gun barisi mutlaka getirecek. Muzik egitimi alacak firsatlara sahip olmayan cocuklara bu egitimi ailelerini de etkilesim icine sokarak vermeniz cok heyecan verici. Siteniz harika, siniflariniz askeri disiplinin egitim alani olmaktan uzak ve renga renk. Cocuklara boyle bir ortamda muzik egitimi olanagi vermeniz bariscil bir devrim. Sizi tebrik ediyorum. Cocuklarla harikasiniz. Devamliligi olacagindan hic suphem yok. Umarim Turkiye\'de yayginlik kazanarak devam eder. Ben de olanaklarim olcusunde her turlu destegi veririm. Yasasin muzik dolu bariscil bir hayat ve projeniz.

Yaptiklariniz icin tesekurler.

     
  Tarih: 2010-03-29
  Ekleyen: Hakan Sönmez
   
 
  Özgür Rodoplu\'dan mesaj var.
  Untitled document

Merhaba arkadaşlar,

Benim adım Özgür. Benim akordeona katılma sebebim olan o günü hiç unutmuyorum. Bizim okulun çok amaçlı salonunda bir konser verdiler. ve bana da bir özlem geldi çok açıkçası. Ben de akordeona yazıldım. İyi ki böyle güzel bir etkinliğe girmişim. Kendimi ve bu etkinliğe katılan herkesi çok şanslı sayıyorum bu etkinliğe katıldığımız için. Çünkü sanki biz orada bir anne, baba, abi, kardeş gibiyiz. Günler o kadar güzel geçiyor kiyani saatin ne kadar çabuk geçtiğini anlayamıyor insan. Oraya  (girdiğimizde daha hiç gitmek istemiyoruz. ama vakit o kadar eğlenceli geçiyor ki.

Eve gidince (sanırım bu akordeon çalanlarda oluyordur) elini vücudunun üstüne koyunca sanki üstümüzde hala akordeon varmış gibi geliyor, ellerimiz oynamaya başlıyor.

Bu vakfın kurucusu Mehmet Hocama, Yeliz Hocama, Bayrak Hocama, Turgay Hocama ve Mirela Hocama teşekkür ediyorum. Böyle bir şeyi iyi ki kurmuşlar yani onlar iyi ki var onlara çok teşekkür ediyorum.

Ve duymuşsunuzdur, Barış İçin Müzik vakıflar arasında bir yarışmanın birincisi oldu, istediğimiz şey oldu. Çok çalışıyoruz çalışmadan hiç bir şey olmuyor. Kendimizi şanslı hissediyoruz. Düşünsenize küçükken atılıyorsunuz müzik hayatına, ne kadar güzel bir duygu.  Duyanları barış için müziğe bekliyoruz. Bizim herkese kapımız açık. Benden bu kadar arkadaşlar, iyi günler size...

     
  Tarih: 2009-11-12
  Ekleyen: Özgür Rodoplu (yaş 11)
   
 
  KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUN ÜMİDİNİ TAŞIYOR
  Untitled document

İlkokulda en fazla ne kadar iyi bir şey yapmış olabilirsiniz ki? Karşıdan geçen yaşlılara yardım etmek, küçüklerine iyi davranmak, sıranı temiz tutup çevreni temizlemek? Büyük bir iyilik yapsan da herkes sana yardım etmiş olsa nasıl olurdu? Mesela dünya barışına çocukken katabileceğin bir şey olsaydı nasıl olurdun hem o zaman hem büyüdüğünde?

Aileniz ve toplumunuz, sizden iyi bir insan olmanızı bekler. Hatta Türkiye’de durum biraz daha farklıdır. İyi bir çocuk ve yararlı bir genç olacağına geleceğe dair yeminler edilir her sabah okula başlarken. Peki, sonra durum ne olur?  “Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz “ Ve çocukluk geri dönülemez nehrin sularında kayarken, edinilen her bir yetenek hayat sandalıyla ilerlerken alacağımız en elzem ihtiyaçlarımızdır.

Dedik ya geri dönülemiyor ama büyüdüklerinde değerli yetenek hazinelerini almak için geri dönmeye çalışanlar da oluyor ama bu sefer de ileriyi kaçırmaya başlıyor ve hayatın hırçın sularına yakalanabiliyorlar. Ve sonra duyarız “ah ben neler yapardım aslında küçükken ama bakma işte”, bu cümledir işte geride önemli bir hazineyi bıraktığının kanıtı.

Nedir peki bu kadar değerli olan yeteneklerimizi yanımızda götüremeyişimiz? Kimisinin iradesi kuvvetlidir başarır hem sandalı götürüp hem yüklerini de omuzlamayı. Ama ortalama bir insansanız siz de ilerde \"ah\"layanlardan olacaksınız. Bunun için destek gereklidir aslında. Küçük bir çocuğun cılız omuzlarına kendini geliştirme gibi bir sorumluluk yüklenirse sonuç olarak ilk fırsatta o çocuk da ağırlıklarını hayatın akışında akıntıya bırakacaktır. Daha hayatın başında neyin ne kadar önemli olduğunu bilemeyecek olan küçük akıllara el uzatmak gerekir. Bizlerin artık alışageldiğimiz, duyarken gülümsediğimiz gibi: \"Eğitim Şart!\"

“Nasıl olsa o da büyüyecek, biz nasıl büyüdükse” anlayışı ile çocukluğu bitki misali boy uzaması ile eşdeğer tutan ebeveynlerin yanında “bu zamanın kıymetini kaçırmasınlar” diyerek ne yapacağını da pek de bilemeden her kursa çocuğu sokup çıkaran ebeveynlerin olduğu bir toplumdayız. Bir de isteyip de bir şeyler yapmayacak kadar durumu kötü olan ebeveynler var ki orası ayrı bir konu. Çoğunluk bitki pardon çocuk büyür nasıl olsa anlayışında. Eğitim görevlileri de mesaiye bağlı kalınca çocukların geleceğini varın siz düşünün.

Bu yılın başında deprem tadilatı nedeniyle apar topar okulumuzdan taşınmak zorunda kaldığımızda bunları düşündürecek bir çevreyi tanıdım.

Bizim duvarlara asmaktan hoşlanacağımız o kibrit çöpleriyle yapılan ev tablolarındaki evlerle dolu sokakların nefis bir deniz manzarasına açılırken o manzaraya inat iç açıcı olmayan manzaraların, hayatların bulunduğu bir mahalle. Ellerindeki toplarla vaktiyle yıkılmış surların kenarında dolaşan çocuklar, başıboş köpekler, kâh eski bir yapı, kâh rutubetten çürümeye yüz tutmuş beton binalar, köşe başından çıkıveren Karagöz’ün Tuzsuz Deli Bekir’ini hatırlatacak küfürlerini savurarak giden bir deli…

İşte böyle, mahalle arası bir okulun bodrum katında tanıdım onları. Daha çocuklara okullar açılmamıştı ve müzik sesi aşağıya bir davet sunuyordu. O bodrum katında rengârenk bir dünya kurmuşlardı kendilerine. İrili ufaklı bir sürü çocuk, kimi şarkılar söylüyor kimisi yumulmuş kendisine verilen notaları sökmeye çalışıyordu. Öğretmenleri ise onlarla tek tek ilgilenebilmek için mekânı iyice pay etmişler, sırayla sonradan 60 kadar olduğunu öğrendiğim çocukları dinliyorlardı. Bu dinlemenin yalnızca şarkıları dinlemek şeklinde olmadığını da görmeniz çok sürmüyor. Dişi ağrıyan çocuğun dişçiye götürülmesine kadar her derde de hassaslar.

Bu kadro okulun asli kadrosundan değil kendilerinin bir de ismi var: “Barış İçin Müzik”. O çok kıymetli çocukluk devresinin çok kıymetli elemanlarıyla ilgilenmek için özellikle burayı bulmuşlar. Hani demiştik ya çocuklarını bitki görenlerin yanında imkânı el vermeyenlerin de olduğu bir toplumdayız, birilerinin destek olması lazım. “Bir şey yapmalı”  ya hani işte bunlar öylesi insanlardan. Kim bilir müzik kariyerlerinde daha nerelerde olabilecekken onlar bu bodrumu ve bu çocukları tercih etmişler.

“Niye” diyorsunuz cevap isminde belli yine: Barış için!

http://www.barisicinmuzik.org/

İnsanlığın kan ağladığı, savaşlardan yaka silktiği bir dünyada bir şeyler yapma telaşları var. İnsanların toplumla barışacağı ve kaynaşacağı en iyi devreyi seçmişler yani çocukluk devresini. Kendi ile barışık bir neslin toplumla da barışık olabileceği hesabıyla geleceğe yatırım yapıyorlar.

Yaptıkları çalışmalar sadece okulun bodrumu ile sınırlı değil. Siz Taksim\'de özel bir tiyatro salonunda gösteri yapmak isteseniz fırsatınız nasıl olur? Ya da üniversitede? Ya da uluslar arası bir yarışmada? Bunları nasıl sağlayabilirsiniz? Ya da dünyaca ünlü bir müzisyen sizin mahalle arası okulunuza sırf sizin için gelmiş olsa ne yapardınız? Ya da bütün sanatçıların korsan nedeniyle bir eser sunmadıkları bir devrede CD çıkarabilir miydiniz? Bir TV kanalı uzatsa mikrofonu hani öyle de böyle de nasıl olsa geçecek olan bu devrede? Bütün bu imkânları yapıyorlar para almıyorlar çocuklardan, pahalı müzik aletlerini de getirip kendileri koymuşlar öğretmenleri canla başla onlar için çalışıyorlar. Ne için peki: Barış için!

http://www.barisicinmuzik.org/

Ve kendi okulumuza geri dönerken vedalaşmak istemediğimi fark ettim. Bir parça da kıskançlık belki niye bizim okulumuzda değillerdi? Derler ya yeter ki gönüller bir olsun zaten dolu olan günlerin imkânlarını zorlayarak herkesin okulu boş verdiği yaz devresinde yeni bir mekâna daha yelken açtılar.

Sonrasında sordular ne gördün, neyi istedin? Neyi mi gördüm? Bunun bir hikâyesi var:

“Küçük çocuk deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Parıl parıl parlamaktaydı çünkü. Küçük çocuk rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için bir fırsat bulmuştu belki de. Hemen bulduğu bu değerli hazinesini götürüp mücevherciye satmak istedi.

Heyecanla uzattı elindeki kıymetli taşını: “Bu pırlantayı deniz kenarında buldum eğer isterseniz size satarım. “

Adam hiç oralı olmadı aksine: “O sadece basit bir çakmak taşı, bütün sahil onlarla doludur. “

“Hayır” diye atıldı küçük çocuk “isterseniz ıslatın ne kadar güzel parladığını göreceksiniz”

Dükkândaki bir kadın ise çocuğun niyetini sezer:”Tam istediğim şey bana satar mısın”?

Küçük çocuk taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra koşarak uzaklaştı.

Dükkân sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için kadının aldandığını düşünüyordu : “Söylemiştim o basit bir taştı.”

Kadın önce pırlanta kolyesine daha sonra taşa bakarak :”Zannetmiyorum bu taş bence pırlantadan daha kıymetli. Çünkü bu taş küçük bir çocuğun ümidini taşıyor!””

İşte bunu gördüm: Yaptıkları müzik onlarca ve daha da ilerisinde yüzlerce çocuğun ümidini taşıyor.

yazan: Ümmügülsüm Ünlü (Muallim Naci İlköğretim Okulu Ana sınıfı öğretmeni)

     
  Tarih: 2009-10-08
  Ekleyen: ÜMMÜGÜLSÜM ÜNLÜ
   
 
   

 

   

Barış İçin Müzik 2009 | bilgi@barisicinmuzik.org